Bu gece...
Bu gece...
Gece daha yeni namludan çıkmış bir kurşun gibi ilerliyor üzerime… Kımıldayamıyorum ve ağır ağır ilerlemiş gibi üzerime dikleniyor, geçmişim merminin ardından sekip göğsümde, yere düşüyor. Hep aynı yerime nişan alıyor gece.
Bu gece…
Bir vapur kalkıyor masamdan, yatağıma uğramadan çıkıyor odamın kapısından. Uzanıp yatağıma izliyorum. Sakin bir o kadar da sessiz. Bu gece ilk kez bu kadar kin dolu bir özlem doluyor göğsüme. Bu kadar yarım, bu kadar nefretli…
Bu gece…
Çatısının altına sığındığım bir his ıslatıyor beni, bir yandan üşütürken. Yazılıp karalanmış satırlar, ne yazdığını asla okuyamayacağım satırlar ve asla gitmeyeceğim krokiler akıyor saçlarımdan..
Bu gece…
Bırak beni n’olur! Ne olur git odamın duvarlarından. Yokluğunu al yanımdan. Sensiz olmak ve yine de sensizim dememek istiyorum. Git hadi! Yıllar önce yaptığın gibi değil, elini cebine sokmadan yokluğunu tutup git. Artık yalnız uyumak istiyorum yokluğunla değil!
Adını al!
Kokunu al!
Seni son görüşümde bana bıraktığın sırtı al!
Şeytan tırnakların sende kalsın! Canını onlar da acıtmasa benim tattığım o hissi hiç tatmayacaksın!
Ama git bu gece ne olur git!
Son vapuru kaçıracakmışsın gibi hızlı…
Vazgeçemeyeceğin kadar hırslı…
Dönemeyeceğin kadar uzak!
Git bu gece git!
Eldivenlerini takmaktan sıkıldım hayata!
Bu gece…
Faili meçhul duygularla uyanmak istemiyorum…
Bu gece…
İçinde sen olan kalbi bir başka nefesle boğuyorum…
İçinde asla olmayacağın bir yere gidiyorum sonsuza dek.. Yarına..
Bu gece…
Seni ben bile terk ediyorum!
pelin gürel